Yıl 1891. Topçu Yüzbaşı Mehmet Rüştü Bey Almanya’ ya eğitim için gönderildi. Üç yıl Baltık Denizi kıyısındaki VON HINDERSIN Topçu Alayında kurs gördü. Kurs bitiminde
Bu okulun yanında büyük bir tatbikat alanı vardı ve burada topçu subaylarına havadan topçu tanzim dersleri veriliyordu. Ancak havaya yükselmek o zamanlarda yeni bir olay olduğu için gönüllülük şarttı.
Kursta bulunan Türk subaylarından sadece Yüzbaşı Mehmet Rüştü bu iş gönüllü oldu ve adını kaydettirdi.
3 Şubat 1894 günü sırasının geldiği bildirildi. Gazla doldurulmuş sarı renkli sabit gözetleme balonunun sepetine binerek, Türk arkadaşlarının alaylı sözlerine aldırmadan havaya yükselmeye başladı. Mehmet Rüştü Beyin bu anısını kendi ağzından dinleyelim:
“Balonun sepetinde, ayakta ve iplere sımsıkı tutunarak ayrıldığım dünyayı, onun şahane güzellik ve büyüklüğünü hayret ve hayranlıkla izliyorum.
Yanımda beyaz ve bir kırmızı renkte iki bayrak var. İnmek istediğimde beyaz bayrağı göstereceğim. Türklüğün Onur’ unu son sınıra kadar yükseltmeye kararlıyım. Devamlı kırmızıyı gösteriyorum.
Termometre oniki dereceyi, barometre altıyüz metreyi gösterdi. Bu yükselmemin son sınırında, gönlümün isteği dışında beyaz bayrağı gösterdim. Balon hafif bir sarsıntıyla durdu. Ayaklarımın altında serilmiş olan yer yüzünün şahane panoramasını seyrederek izlenimlerimi not etmeye başladım.
Yer yüzü tabiatın en güzel renkleriyle boyanmış olan bir haritaya benziyor. Yalnız dere ve tepelerin alçalış ve yükselişleri çok zor ayırt ediliyor. Görevim gereği olarak öncelikle eğitim sahasındaki askeri yerleri arıyorum. Tabiatın arıizaları arasında sıkışmış bir topçu bataryası görüyorum.
İstihkama yerleştirilmiş olan toplar, çocukluğumda oynadığım kurşundan yapılmış minik oyuncak toplara benziyor. Erler bunların arasında karıncalar gibi geziniyorlar. Uzaktan
Biraz sonra uçuş yerindeki sahra topları atışlara başladı. Top seslerini çok iyi duyuyorum. Namlulardan fırlayıp sönen barut alevlerini izliyor ve şarapnelleri görüyorum.
Şarapnellerin ne kadar yüksekte parçalandıkları tam olarak görülmüyor. Yüksekte olduğum için parçalanan mermiler, hemen yere düşüyormuş gibi görünüyor. Aşağıda çeşitli savunma ve hücum tatbikatları yapılıyor.
Gördüğüm tabyadan da karşılıklı ateş açılıyor. Bütün bunları dikkatle izliyor ve not alıyorum. Aşağıya inme zamanı gelince beyaz bayrakla işaret veriyorum.
Balon yavaş aşağıya iniyor. Yüksekte silüet olarak gördüklerim, büyümeye ve büyüdükçe özellikleriyle ayırt edilmeye başlıyor. Nihayet sepet toprağa deyiyor.
Hava seyahat görevim burada bitti. Fakat bende ise unutamayacağım zevkli anılar bıraktı. Bu anılar; düşünen ve gören organlarımla yaşayan varlığımın en ufak köşesinde bile silinmeyecektir. Tabii ki dünyadan ayrılıncaya kadar!”
Bu kahraman Türk subayı 1894 yılında; yani daha uçakların uçmadığı bir devirde, altıyüz metreye yükselerek, ilk olarak havaya yükselen Türkler arasında yerini almıştır. Ayrıca bu anısını yalın anlatımıyla yazmış ve bize sunmuştur.
Nur içinde yatsın!
SEVGİYLE KALIN.
Kaynak: UÇANTÜRK DERGISI
Havacılara tavsiyeler…
Film: FIREFOX-1982-CLINT EASTWOOD