İsmail Demir’den önemli açıklamalar

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, son zamanlarda savunma alanında yaşanan gelişmeleri yanıtladı. Demir, SU-35 ile F-35 arasındaki benzerliğin sadece 35 rakamı olduğunu belirtti.

Rusya’nın SU-35’le ilgili teklifinin değerlendirme aşamasında olduğunu belirten Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, F-35 ile SU-35 arasında 35 rakamından başka bir benzerlik bulunmadığını söyledi.

S-400’ün test edildiği iddialarıyla ilgili de “‘Test’ ifadesi abartı oldu. Kurulum sürecinin bir parçası” diyen Demir, Barış Pınarı harekatı sonrasında bazı firmaların Türkiye’ye örtülü ambargo uyguladığını da açıkladı.

Demir, Milli Muharip Uçağının da filo halinde kullanılabileceği tarih olarak 2028’i öngördüklerini söyledi.

Savunma ve Havacılık İhracatçılar Birliği’nin Antalya’da düzenlediği Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı’nda ardından bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan Demir, özetle şunları söyledi:

MMU FİLOSU 2028-2029 GİBİ

“(Milli Muharip Uçağı) Benim sık sık kullandığım bir ifade var. Hayallerimiz büyük olsun ama hayalperest olmayalım. Kalkıp ‘2023’de motorumuz da uçağımız da yerli olacak bunu uçuracağız’ demenin bir anlamı yok. Evet böyle bir hayalimiz var ama bunun olabilirliğini ve ön adımlarını yavaş yavaş oluşturmamız lazım. Boş umut verip arkasında duramamaktansa neyin ne olacağını daha detaylı konuşup, uçağımızın 2023’te hangardan çıkacak hale geleceğini ve bu sürede de mevcut motorlardan birisinin kullanılacağını, ama yerli motorumuzun bilahare bu uçakla entegre olacağını söylüyoruz. TSK’nın gönül rahatlığıyla bir filo olarak kullanabilme durumu 2028, 2029 gibi düşünülüyor.

RUSYA’NIN SU-35 TEKLİFİ

Bir kere SU-35 ile F-35, 35 rakamından başka çok fazla bir şeylikleri yok, birbirinin yerine geçecek uçaklar değil. Bu konuda ‘biz alım yapıyoruz’ demek doğru bir şey değil. Karşı taraf bu anlamda bir öneri yapmak istedi. Biz de bu öneriyi inceliyoruz. ‘Bu öneriyi beğendik, alıyoruz’, öyle bir algının oluşması da yanlış. Bize düşen SSB olarak bu anlamda yapılan bir öneriyi, çeşitli yönleriyle değerlendirmek, ihtiyaçları nedir diye kuvvete sormak.

İKİ TARAFIN TAVRINA BAĞLI

S-400 alımında birkaç parametremiz vardı, 2 sistem alıyorduk. Bu anlamda kredi, teknoloji transferi ve ortak üretim şartlarımız vardı. Bunlar yapılacak. Daha sonra Türkiye’nin kendi sistemini geliştirme sürecinde burada edinilen tecrübelerin kullanılması da tabiidir. Bu anlamda işbirliğinin çerçevesi ve boyutları, bu temas devam ettikçe daha da genişleyip devam edebilir. İki tarafın uzlaşmasın, tavırlarına bağlı.

S-400 TEST SÜRECİ

Test diye lanse etmek biraz işi abartmak oldu. Malum bu sistemler geldi, bunların bir kuruluş aşaması var. Belli bir kurulum seviyesine geldiğinizde bir şeyi açmanız gerekiyor, radarı… Bu kurulum sürecinin kendi içinde tabii bir adım ve mekanizması var. Bu mekanizma şu anda işliyor. Bunun işlemediğini, işlemeyeceğini kimse söylemedi ki, Nisan ayına kadar hazır olacaksa bu, nisanda kullanılacaksa bu ki devlet bunu her kademesiyle açıkladı. Böyle bir işlem bu.

(ABD’nin tepkisi) Eğer lisan ‘S-400 test edildi’ diye olursa, bir dakika adam yani… ‘Test edildi’den ziyade, kuruluş sürecinin bir parçası olarak algılansa idi daha hafif bir algı oluşurdu. Karşı tarafın bir bakış açısı var zaten, abartmayla ilgili zaten hazır. Valiliğin açıklamasında hava savunma ile ilgili bir şey yoktu, başlığa koymuşlar. Metin gayet net bir şekilde ‘SSB başkanlığı koordinasyonunda yürütülen bazı projeler kapsamında uçuşlar yapılacak’ deniyor. Bu kadar hafif bir şeydi. Ama bu bir anlamda şeyden çıktı.

ABD’NİN PATRIOT TEKLİFİ

Yeni bir teklif yok. En üste seviyede söylendi. ‘Teklif verirseniz, makul ise biz buna bakarız’ dedik. Bizim ilk ihalemiz 4 sistem içindi. Eğer Türkiye’nin tamamını uzun menzilli yüksek irtifa bir hava savunma sistemi ile kapsamak istiyor isek, ihtiyacımız aslında dördün de üstünde olabilir. Biz bunları milli olarak geliştirmek üzere çalışıyoruz. Bu arada bu boşluğu doldurmak üzere ‘bize makul gelen Patriot teklifi gelirse inceleriz’ dedik.

KASTİ GECİKME VAR DİYEMİYORUZ

(Pakistan’a ATAK ihracatı) Lisans başvurusu ve işlemleri (ABD’den beklenen ihracat izni) devam ediyor. Henüz bir haber gelmedi, bürokratik işlemler devam ediyor. Bu tür müsaadeler çoğu zaman gecikir. Şu anda kasti gecikme var diyemiyoruz. Sürecin kendi içinde bir vakit alması var. O sürecin kontrolü bizde değil ama takip ediyoruz, bakacağız. Türkiye’den daha çok doğrudan Pakistan’ı ilgilendiriyor. Sonucu bekleyip göreceğiz. ATAK’ın motoruyla ilgili bu tür soru işaretleri veya müsaade durumları oldukça ihracat konusunda önümüzü istediğimiz kadar net göremiyoruz. O anlamda da şu anda TEI’da geliştirilmekte olan çekirdeğinin çalıştırılmasının yapıldığı motor ATAK ve Gökbey’de kullanılmak üzere geliştiriliyor. O motor da inşallah tam fonksiyon olarak bir süre sonra hizmete girecek.

ÖNCE EVİMİZİ DÜZELTELİM

Siber Savunma Kümelenmesi çerçevesinde 120’yi aşkın şirket şu anda küme içinde. Küme dışındakileri de düşünürsek, şirket sayımız fazla diyebiliriz. Rekabet ortamında birilerinin ayaklarına basmak yerine önleri açılmalı. Bizler kamu da dahil olmak üzere çok sayıda ürününü yabancı kaynakla kullanıyorsak önce evimizi düzeltmemiz lazım. Sonuç aldığınız ürünlerle dünya pazarına çıkabilirsinz. Birkaç şirketimiz dünya pazarına ürün veriyor.

A400M’DE BİLE KISITLAMA İDDİASI

(Batılı ülkelerin ambargoları) “Barış Pınarı harekatı akabinde muhtelif ülkelerden ne tür açıklamalar geldiğini gördünüz. A400M gibi çok uluslu bir projede bile kısıtlama getirilmesi iddiaları atıldı ortaya. Bir süredir örtülü bazı kısıtlamaların geldiğini biliyorduk. Belki kimse size resmen ‘ambargo koyduk’ demiyordu ama çeşitli taleplerde yavaşlamalar, süre uzatmaları, bazen bazı şirketlerin nereden kaynaklandığı ilk bakışta belli olmasa da tahmin ettiğimiz şekilde ‘biz bu ürünü size gönderemeyiz’ gibi tavırlarıyla karşılaştık. Bunların hepsi uzun vadede bizim için faydalı oldu. Çeşitli alt bileşenlerin içindeki çok detay ürünlerde yabancı bağımlılığını gördüğümüzde biz bunu yerlileştirmekle ilgili derhal harekete geçme fırsatı bulduk.” (Eray Görgülü/Hürriyet)