YAZARLAR
AB 11 YILDIR ÇÖZEMEDİ
08.12.2025
Geçtiğimiz hafta AB Parlementosu’nda oldukça önemli bir konu üzerinde saatler süren tartışma yaşandı.
Konu; Hava yolcuları hakları yasası..
Her ne kadar AB üyesi olmasakta konu bizide yakından ilgilendiriyor.
11 yıldır gündemde olan konu yolcuları daha fazla korumayı hedeflesede, havacılık sektöründen gelen yoğun baskı sonuç alınmasını resmen engelliyor.
Öncelikle, “bu işler sadece bizde olur” diyenleri bi uyaralım, medeniyet ve demokrasinin beşiği dediğimiz Avrupa’da bile söz konusu yolcu hakkı olunca, sermayenin ezici gücü sonuç alınmasını 11 yıldır engelleyebiliyormuş.
Devam edelim..
Yılan hikayesine dönen ve bir türlü sonuç alınamayan “düzenlemede” öne çıkan iki unsur var.
Birincisi; Yolcuların kabin bagajı için ücret ödememesi, diğeriyse üç saati aşan gecikme durumunda maddi tazminat almaları.
İlk maddede AB milletvekilleri hem fikir olsa da, gecikme tazminatında kendi içlerinde ikiye ayrılmış durumdalar.
Daha önceki müzakerelerde bir grup milletvekili gecikmelerde üç saat sonrası tazminat hakkını dört saate çıkartınca, Almanya, Portekiz, Slovenya ve İspanya milletvekilleri bu karara karşı çıktı ve üç saatte kalınmasından yana oldu.
Bu gelişme sonuç alınması zaten zor olan durumu iyice güçleştirdi.
Peki, AB Parlementosu’nda hararetle tartışılan bu haklar makul mü?
AB’yi bilmem ama bizde uygulanması son derece makul haklar bunlar.
Uçak yolculuğunda kabine alınabilecek boyutta el bagajına ayrıca para ödemek hiçte mantıklı durmuyor.
Şöyle ki..
Öncelikle hiç bir yolcu yanında ekstra yük olmasından hoşlanmaz. Fakat bir-iki günlük yolculuklarda bile insani ihtiyaçlarınızı yanınıza almanız demek, makul ebatlarda küçük bir çek çek türünden bagaj anlamına geliyor.
Yani, yolcunun ödediği bilet ücretinin içinde -insani ihtiyaçlarını- yanında taşıyabilme hakkının muhakkak olması gerektiğinden yanayım.
Yanımda benimle birlikte makul -olmasa olmazlarımı- taşıyabilmem için ekstra para ödemek, aynı uçakta tuvaleti kullanabilmem için para ödemekle eşit duruyor.
Ayrıca, insan olmamızdan kaynaklı bu doğal hakkımızın havayolu tarafından kazanç kapısına dönüştürülmesi gerçekten kabul edilir durmuyor.
Üç saatlik gecikmeye ödenmesi gereken tazminata gelince..
Bagaj hakkında ne kadar samiysem, burda da görüşüm aynı samimiyetle üç saatin çok mantıklı durmadığı, sürenin 4 saat ve üstü olmasının daha doğru olacağı yönünde.
Çünkü..
Olası bir aksaklığın havayolu için domino taşı etkisi yarattığına göre hiç bir havayolunun “boşverci” tutum sergileyeceğine inanmıyorum.
Raynair, Easyjet, Wizz Air gibi AB’li taşıyıcıları bilemem fakat bizim şirketler ani gecikmeler karşısında terminallerde yolcu mağduriyetini önlemek için hesabınıza makul miktarlarda ödemeler yüklüyor. Bu durumda en azından bir içecek ve yanında bir sandviç hakkını elde ediyorsunuz.
Yurt dışı uçuşlarda iş uzarsa da otel hakkınızı devreye alıyorlar.
Tüm bunların dışında meteorolojik (değişen iklim koşulları nedeniyle sık yaşanmaya başlandı) şartlardan oluşan gecikmelerde havayolunu sorumlu tutmanın neresini adil karşılayabiliriz?
Ha, eğer tamamen şirketin ihmalkarlığı sonucu gelişen anormal bir gecikme söz konusuysa o zaman kaybedilen zararın tanzimi kesinlikle gerekir.
Sonuç..
AB milletvekillerinin 11 yıldır tartıştığı konuda -kabin bagajı hariç- biz çok daha ilerdeyiz.
Birde şu insani ölçülerdeki bagaj işi çözülürse, AB’yi bu konuda bir kenarda bıraktık demektir.
Hepinize iyi uçuşlar olsun..




