YAZARLAR

Slide thumbnail

Slide thumbnail

BİR DOKUNDUM BİN AH GELDİ

Geçtiğimiz haftaki “EKİP PLANLA-MA” başlıklı yazımda anladım ki ben bir dokunmuşum, çünkü bin ah geldi.

THY’de dahil olmak üzere, çok sayıda uçucu ekipten şimdiye kadar almadığım yoğunlukta mail aldım.

Hepsinin mailinden özetleyebileceğim şu; “Bizden artık nerdeyse istedikleri evinizi, ailenizi, çoluğu-çocuğu bırakın uçakta yaşayın.”

Üstelik mailler hemen her havayolu şirketinde uçan gerek kabin, gerekse kokpit kaynaklı olduğundan şunu da net anladım; Hiçbir havayolu şirketimiz (tarifeliler) mağduru oynamasın. Hepsi her nereye gidiyorsa dolu gidiyor-dolu geliyor.

Yani işler yolunda. Zaten böyle de olmasa ekipler isyan durumuna gelir miydi?

Tüm bunların yanı sıra, şirketlerin uçuş planlama ekiplerinin de hataları üstüne tuz-biber ekmiş durumda.

Hatta ismini vermeyeceğim ama, iki yardımcı pilotu ortada kaptan yokken uçuşa yazan şirket var. Her ikisi de aynı uçuşa verildiğini ofiste öğreniyor. Kaptan nerede? Yok.

28 yılı yazılı basında olmak üzere, 35 yıldan fazladır havacılık ihtisaslı bir gazeteci olarak hiçbir dönemde bu kadar yakınan bir uçucu ekiple karşılaşmadım.

Konu açıldığında yakınmayanı yok.

Üstelik geçtiğimiz hafta Hafta Hava-İş’in THY’li üyelerine gönderdiği mesajla işin vahimleştiğine resmi ağızdan da tanık olduk.

Senidika yoğunlaşak sezon için önlem alınmasını duyuruduğu yazıda, Avrupa Havacılık Emniyet Ajansı (EASA) ile yapılan ve 1 Ocak 2017’den geçerli olan FTL (Uçuş ve Görev Sürelerine ilişkin düzenlemeler) hakkında ki hatırlatmasıyla;  “Bu konuda, Ocak ayı başında THY’nin yayınladığı EASA-FTL metni, maalesef bazı birimlerce kötü niyetli olarak 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’na, 5431 sayılı SHGM Kanunu’na ve Sivil Havacılık Yönetmeliği’ne aykırı olarak yayınlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Özellikle kendi eksikliklerini ve hatalarını tamamen uçucu personelin üzerine yıkarak durumlarını düzeltmeye çalışan bazı birimler, EASA’nın FTL’deki amacını anlamaktan yoksun kalmışlardır” diye devam eden oldukça uzun bir uyarı da bulundu.

Sadece THY’lilerin üyesi olabildiği Hava-İş’e benden küçük bir hatırlatma; Artık kış-yaz sezonu diye bişey kalmadı. Yoğunluk 12 ay üzerinden geçerli.

O yüzden kokpitten-kabinden kötü sinyallerin gelmeye başladığı şu dönemde daha fazla ciddiye alınması gerek bir sorunla karşı karşıyayız.

Yorgunluğun her iş kolunda olduğu gibi havacılıkta da ciddi sonuçları olduğunu hiçbir zaman unutmamalı.

Yorgun insan hata yapar. Havadaki hatanın bedeli, karadaki hatanın sonuçlarına benzemez.

Amsterdam kazasını unutmamak gerekir. Kazadan çıkan nihai rapor kısaca “Yorgunluk” değil miydi?

Bunu anlamak için bir daha mı yaşamalıyız? Bu kadar zormudur anlamak?

SHGM’yi buradan göreve davet ediyorum. Gidin şirketlere bir bakın bakalım neler oluyor, neler göreceksiniz?

Hepinize iyi uçuşlar olsun..

Yazarın Diğer Yazıları