YAZARLAR

OLACAK İŞ DEĞİL

17.11.2025

Geçtiğimiz hafta ülkemizde havacılık adına olmayacak işler yaşandı.

Önce C-130 kazası..

C-130’un günümüzde halen daha yaygın olarak kullanılan en kıdemli, en güvenilir askeri nakliye uçağı olması kazanın “nasıl” olabileceği konusunda derin kuşkular yarattı.

Çünkü C-130’u diğer uçaklardan ayıran zor hava koşullarıyla iyi mücadele etmesi, iniş-kalkış için düzenli pistler aramaması, küresel hava olaylarını takip etmek için fırtınaların içine dalması, bunlar için uçağın yaşının bile çok önemli olmaması gibi standart özellikleri anlatılabilecek en kısa unsurlar olarak öne çıkınca kuşkular doğal olarak arttı.

Neyseki uçağın düşüş anının görüntülenmesi, gövdenin açık bir şekilde bağlantı noktalarından kırıldığını kanıtlarken, havada neler olduğuna dair birazda olsa ipucu verdi.

Yoksa sadece yerdeki enkaz fotoğrafları çıksaydı karşımıza emin olun kafalar çok daha “derin” karışacaktı.

Sonuçta üstüne söylenebilecek çok şey olmasına rağmen, susup işi TSK’nın değerlendirmesine bırakmak en doğru davranış olarak öne çıkınca, yapacak bir şeyde kalmadı.

Buradan bir kez daha minnetle andığımız şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz.

Kazadan sadece iki gün sonra C-130 şaşkınlığı devam ederken, akşam saatlerinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Orman Genel Müdürlüğü’ne ait iki adet uçağımızla irtibatın kesildiğini duyurdu.

Çok geçmeden irtibat kesilen uçakların AT-802 tipi olduğu, uçaklardan birinin Hırvatistan’da düştüğü ve bir pilotun şehit olduğu haberi geldi.

Doğrusu acayip şaşırdım..

Çünkü uçaklar Hırvatistan’a yangın nedeniyle değil, bakım nedeniyle gitmiş ve dönüş yolunda kötü hava şartları nedeniyle düşmüştü.

Şimdi önce çok kısa AT-802’ye bakalım..

Merkezi Teksas’ta bulunan Amerikalı üretici 1973 yılından bu yana geliştirerek tarım uçağı olarak üretti ve amacına uygun olarak adını da hava traktörü (Air Tractor) koydu.

Yani bildiğiniz havadan tarım ilaçlaması yapan hafif uçaklar olarak üretidi ve öyle de üretilmeye devam ediyor.

Uçağın üstündeki ilaçlama aparatlarının yerini su atma özellikleriyle değiştirince oldu size yangın söndürme uçağı.

Bizde kullanılmaya başlandığı günden bu yana da şahsen karşı olduğum bir tercihtir kendisi.

Çünkü..

Yangının ilk başlangıcında kısmen olumlu müdahalesi olan bu uçaklar, öyle gürül gürül yanan bir orman yangını karşısında verdiği mücadeleyi “kürdanla su taşımak” diye özetlemek durumu anlatır sanıyorum.

Nihayetinde bu sezon yaşanan yangınlara müdahalelerde bu uçaklardan üçü İzmir, Antalya ve Muğla’da kırıma uğramış neyse ki pilotları bu kazalardan sağ kurtulmuştu.

Şimdi beni şaşırtan şu..

Ülkemizde gelişen havacılık sanayi karşısında son derece basit teknik özelliklere sahip olan bu uçaklar bakım için neden ta Hırvatistan’a gönderildi?

Öyle ya; KAAN’ı yapan biz, F-16’ları baştan aşağıya soyup giydiren yine biz, en karmaşık avionic sistemleri çocuk oyuncağı niyetine kuranda biz, insansız hava araçlarında geldiğimiz noktada dünyayı şaşırtan da bizken, nasıl olurda Air Tractor bakım için Hırvatistan’a gider?

Ki, bu uçaklar için Türkiye-Hırvatistan uçuşu “olacak iş değil tarzında” uzun ve zorlayıcı uçuşlardan biridir.

Hatırlayın, bir zamanlar Türk Hava Kurumu’nun ülkemizde uçurduğu zirai ilaçlama uçakları M-18/AB Dromader tipi uçaklar 2012’de yere inmiş ve satışa çıkarılmıştı.

AT-802’lerle aralarında olağanüstü bir fark olmayan bu uçakların bakımında son derece yetenekli teknisyenler bugün bile ülkemizde varken neden Hırvatistan’a gönderildiler?

Ayrıca..

Bu uçakların alım şartlarında bakım paketleri için Hırvatistan ile bir anlaşma yapıldıysa -sahip olduğumuz yeteneklere göre- bu bile başlı başına bir sorundur.

Sonuçta bu kazada da bir şehidimiz var ve öyle yada böyle bir uçağımızı da kaybetmiş durumdayız.

Sadece bu nedenlerle bile bakanlığın “acı kaybımızla ilgili başsağlığı” açıklamasıyla geçiştirilecek bir durum değil gibi duruyor.

Bu olmayacak işte cevaplanması gereken sorular bakanlıkta.

Umalımda bir daha böylesine acı haberlerle karşılaşmayalım.

Hepinize iyi uçuşlar olsun..



Yazarın Diğer Yazıları