YAZARLAR

Slide thumbnail

Slide thumbnail

YERDE-GÖKTE MUTSUZ

22.10.2018

Genel olarak baktığımızda işlerin yolunda gittiğini gördüğümüz havacılık sektöründen gelen sesler durumun pekde öyle olmadığını gösteriyor.

Yanlış anlaşılmasın, THY ve özel havayolların da işlerin kötü gittiği anlamında değil konu.

Havacılık sektörünün tümüyle tabanından gelen sesler huzurun olmadığını gösteriyor.

Mesela, yaklaşık iki aydır THY Teknik’te bir türlü TİS imzalanamıyor. Sendika ve THY yönetimi arasında gidip gelen ayak sesleri yüzlerce çalışanın rahatlatmasını başarabilmiş değil.

Her gün bu konuda AirTürkHaber’e THY çalışanlarından onlarca mail geliyor. Koskoca THY’nin ayrılmaz parçası olan teknisyenlerinin istekleri çokta öyle bu işin uzayacağı cinsten olmadığının açık kanıtı olarak duruyor karşımızda.

Öyle ki; Sektör patronlarının her defasında sözlerine “havacılık çalışanları en alttan en üste kadar ayrılmaz bir bütündür” diye başladıkları konuşmalarının gerçeği yansıtmadığı görünüyor.

Anlaşılan kalabalık ayak seslerinden kurtulunmadığı sürece THY’den özel sektöre teknisyenlerin dertleri hakaten saymakla bitmeyecek gibi.

Gelelim kokpite, kabine..

THY’den özel havayollarına kendimi bildim bileli tam olarak bir mutabakata vardıklarına tanıklık ettiğim olmadı.

Üstüne üstlük her geçen gün artan uçuş sayısı işletmelerin uçucu ekiplerini sadece yatağa yollayacak mesai saatlerine çekiyor.

Saat-saat uçuş programlarını gönderenler var AirTürkHaber’e. Gerçekten inanılmaz yoğun uçuyorlar.

Örnek; Sabah çıktınız evinizden İstanbul-Diyarbakır, Diyarbakır-İstanbul uçtunuz. Bir-iki saat içinde İstanbul-Münih uçuşu için kalkmışsınız. Ve günün sonunda Münih’ten İstanbul’a geldiniz. Geçtiniz otoparka bindiniz aracınıza, İstanbul trafiğinde eve doğru ilerlemeye çalışıyorsunuz. Nasıl? Şu kısa program bile baş döndürücü cinsten değil mi?

Bu durum hem kabin hemde kokpit için geçerli. Hatta zaman zaman kabin için daha da acımasız olabiliyor.

Bu arkadaşların sorunları da teknisyenler gibi para. Yaptıkları iş dışarıdan her ne kadar şık dursa da bir dokundun mu, keşke dokunmasaydım dedirtiyor. Her biri burnundan soluyor, suratlar beş karış.

Son olarak geçtiğimiz Cumartesi gecesi Türkiye Hava Trafik Kontrolörleri dernekleri TATCA şemsiyesi altında Dünya Hava Trafik Kontrolörleri Günü’nü kutluyor.

Devlet erkanı da ulaştırma bakanlığı düzeyinde orada. Konuşmalar yapılıyor. “Siz sektörün olmazsa olmazısınız, varlığınızın önemi çok büyük, havacılıkta yakaladığımız ivmede payınız çok büyük” deniliyor.

Ve az önce yere göğe sığdırılamayan bu arkadaşların sözcüsü olan Türkiye Hava Trafik Kontrolörleri Derneği Başaknı olan Selim Ergun Lak söz alıyor.

Söylediklerinin özeti aynen şu:

“Yolcuların can güvenliği, uçakların emniyeti, yerdeki devasa yatırımlar ve bunların sorumluluklarını üzerine alan hava trafik kontrolörleri yaptıkları işten tatmin oldukları, gelecek kaygısı taşımadıkları sürece daha başarılı olacaklarına kimsenin şüphesi olmasın. İnsanları gidecekleri yerlere ulaştırmak için bireysel özveriyle işine büyük bir sevdayla bağlı değerli meslektaşlarımın Dünya Hava Trafik Kontrolörleri Günü’nü kutluyorum.”

Buyrun..

Hayır anlamadığım şey; Her ay bir önceki ayın rakamlarını egale ederken, her ilk çeyrek bir önceki yıla oranla kazançta tavan yaparken, yıl sonu açıklamaları her hanede birer sıfır daha artırırken, bizzat bu haberlerin yayıncısı olurken, istekler gerçekten yerine getirilmiyor mu?

Patronları dinlesen, yakıttan girip dolar-tl paritesin den çıktı mı, cebinde üç kuruş varsa onuda verip yanından ayrılırsın.

Yerin de, göğün de mutsuz olduğu bir sektör nasıl böyle bir ivmeyle tırmanıyor, doğrusu ben pek anlayamadım ama bir tarafın fena halde özveri de bulunduğu kesin.

Hepinize iyi uçuşlar olsun..

Yazarın Diğer Yazıları