YAZARLAR

VİZE

29.06.2026

Havayollarında yaşanan İran savaşının krizi, geçtiğimiz haftanın son pazar günü akşamüstü saatlerinde Tahran-Dubai uçuşlarının 29 Haziran itibariyle yeniden başlayacak olmasıyla iyimser bir havaya dönüştü.

Uçuşları başlatma kararı İran Sivil Havacılığı tarafından geçtiğimiz Pazar günü duyrulurken, Dubai tarafından şehirde şartların normalleşecek olması sevinçle karşılandı.

Havadaki krizler geçmişte yaşanan örneklerine dayanarak baktığımızda hiçte sanıldığı kadar uzun sürmüyor, başladığı hızla bitişi de aynı.

Dünyayı korkutan bu dev krizler bile kısa sürede hiç olmamışa dönüşürken, bizim yıllardır ülkece yaşadığımız ve her geçen gün tırmanan önemli bir krizimiz var.

Uçak yolculuğuna çıkabilmek için biz Türk vatandaşlarının önünde duran vize duvarı gittikçe kalınlaşıyor.

Gün geçtikçe sevimsizleşen vize sıkıntısında şimdiye kadar Türkiye’nin önde gelen sanatçılarından tutun, iş insanlarına kadar ciddi zorluklar çekilmeye başlandı.

Bu sıkıntı öylesine derinleşti ki, havayolu işletmelerinin sahipleri, üst düzey yöneticileri, iş dünyasının tanınmış isimleri, öğrenci aileleri, tek amacı oğlunun düğününe gitmek olan analar-babalar bile artık bu engeli aşamıyor.

Hatta..

Almanya’ya yüksek miktarlarda ihracat yapan şirketler fuarlara katılıp standlarını hazırlamalarına rağmen vize alamadığı için ihracat yaptığı ülkeye ürün tanıtmak için bile gidemiyor.

Kendimizden de örnekleyelim..

Türkiye’nin tek havacılık dergisi ve AirTürkHaber’in kardeş yayını olan FLAP Magazin’in beğeniyle okunan “Pegasus Rota” sayfalarını hazırlamak için Sebati Karakurt ile her üç ayda bir maksimum üç günlüğüne değişik ülkelere gidiyoruz.

Son iki gidişimizde şimdiye kadar hiç yaşamadığımız bir uygulamayla karşılaşmaya başladık.

Pasaport polisi çok sayıda ülkelere giriş-çıkış yaptığımıza dikkat çekerek, son altı ayda 90 günü geçirip geçirmediğimizi sorgulamalarının dışında, beyanımıza inanmayarak, resmen giriş çıkış tarihlerimizi saymaya başladı.

E, tabi bu durumda pasaport geçişlerinde ciddi zaman kaybının yanı sıra sinir bozucu olmaya başladı.

Peki neden?

En düz mantıkla baktığımızda; Hangi ülkeyse vizeyi veren, kuşkusuz onların vize görevlileri giriş yaptığımız kapıdaki pasaport polisinden bu konuda çok daha yetkin. Kime vize verdiğine, neden verdiğine o kapıdaki polisten çok daha fazla hakim.

Zaten binbir güçlükle verdiği vizeyi almaya hak kazandığımıza göre, kapıdaki polis neyin sorgulamasını yapar? Ayrıca ne sorarsa sorsun eninde sonuda yine girişinizi yapıyor. Sadece size zorluk çıkarmak için böyle davrandıkları o kadar açık ki, bunu anlamamak için duvar olmanız lazım.

İşin en kötü tarafına gelince..

Eminim yaşamışsınızdır, sanatçımıza, iş insanımıza, analara-babalara vize vermeyen ülkeye gittiğinizde gördüğünüz ne kadar “vale olsa anahtar bile verilmeyecek tip” varsa sizden çok daha rahat vize almış, giriş yapmış, elini kolunu sallaya sallaya ortalıkta dolanıyor.

Mesela..

Neden “AB ülkelerinde turistik seyahatlerde en çok harcamayı hangi ülke vatandaşları yapar” diye bir istatistik yapmazlar? Eminim yaptıklarında açık ara vizede zorladıkları Türkler çıkar.

Ayrıca..

O konsolosluklardaki “Vice Consul”ler, bu konuda özel eğitim almış görevliler, daha insanın gözüne baktıklarında başlarına bela olup olmayacağını anlayan insanlar, neden bu ayrımı yapamazlar?

Lafı uzatmaya hiç gerek yok. Bu işin artık gerçekten suyu çıktı. Dışişleri Bakanlığı’nın acilen bu duruma değil el atması, çözüm bulması gerekiyor.

Çünkü durum insanlık dışı davranışa dönüşmeye başldı.

Hepinize iyi uçuşlar olsun..



Yazarın Diğer Yazıları