YAZARLAR
31 ARALIK’TA UÇMAK
05.01.2026
Yılın son günü herkes için farklı bir önem taşır..
Günümüzde her ne kadar bir solukta geçmeye başlasa da, koskoca bir 365 günü geride bırakıp, takvimi sıfırladığımız 31 Aralık gününün rengi başkadır.
Bu yıl 31 Aralık benim için ikinci kez havada geçirdiğim yıl oldu.
İlk 31 Aralık’ı havada geçirmek için özel bir çaba sarf etsemde, bu defa şartlar kendiliğinden gelişti.
Şöyle ki..
1999’dan 2000’e gireceğimiz 31 Aralık’ı hatırlayanlar bilir. 2000’e girileceği gece milenyum, dijital sıkıntı vs. nedenlerle havayolları dünya genelinde o gece ki uçuşlarını yapmama kararı almış ve hemen hemen tüm uçaklar yere inmişti.
Benimde Star gazetesinde çalıştığım yıllardı ve milenyum uçuşunu deneyimlemek için dünyanın her hangi bir noktasından muhakkak uçan bir havayolu vardır diye günler öncesinde arayışa başlamış ve o uçuşu burnumun dibinde bulmuştum.
İnanılır gibi değildi ama o gece Avrupa genelinde ki tüm havayolları arasında sadece THY’nin 23.30’da kalkan İstanbul-Cape Town uçuşu vardı.
Gazete hemen biletlerimi aldı, bende o dönemin THY Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü olan Faik Akın ile görüşüp kokpit, vs. çekimleri için izinlerimi aldım.
Atatürk Havalimanı’na geldiğimde saatlerdir uçuş olmadığından bomboş bir terminale girdim. Havalimanı muhabirleri kalkacak tek uçağın yolcularını çekip evlerine gitme telaşındayken, terminale THY Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı beraberinde bir kaç yöneticiyle 2000 yılının ilk uçuşunu yapacak uçağı yolcu etmek üzere geldi.
“Hakkari” isimli A340’a, 40 kadar Güney Afrikalı yolcuyla birlikte uçağa geçtik. THY yöneticileri uçakta kesilen pasta ve seramoninin ardından ayrıldı, uçak kapı kapattı fakat gerçekten dijital göstergelerde sıkıntı başlamış, gelen teknik ekibin yoğun çabalarıyla sorun giderilmişti.
Ve..
Kokpitte ki yerimi aldım. Saatlerdir iniş-kalkışın olmadığı apronda, yerde yatan onlarca uçağın oluşturduğu müthiş bir görüntünün içinden geçip piste girdik.
Kaptan Bora Damargüç, gazları açtı, koşmaya başladık ve A340 tam ön dikmesini yerden kestiği anda pistten bir bulut yükseldi ve patır-kütür sesler arsında kokpit camı bir anda kanla kapandı.
Uzun süre pistte trafik olmadığı için AHL’nin 06-24 pistine yüzlerce martı çökmüş ve uçağın dış aydınlatması martıların aynı anda pistten havalanmasına neden olmuş ve bizde kendimizi o sürünün tam içinde bulmuştuk.
O anda korkunç bir patlama duydum ve patlamayla birlikte biz tekerlekleri yerden kestik. Uçağın içini yoğun bir tütsülenmiş tavuk kokusu sarmıştı.
Derken kuleyle hummalı bir konuşma sonrasında Marmara Denizi üstünde bir süre yakıt boşaltıp AHL’ye acil iniş yaptık.
Uçağın burnu çökmüş, kokpit camının etrafındaki çubuklar dahil olmak üzere, ön dikme ve tüm iniş takımları martıyla dolmuştu.
Ben fotoğrafları çekip, haberi gazeteye gönderirken o arada yeni bir A340 hazırlanmış ve milenyum gecesinde tekrar kalkarak 11 saat sonra Cape Town’a inmiştik.
2000 yılının ilk gününün, en kral haberini gazetede 9 sütün tam sayfa yayınlanmış ve tüm Türk medyasını kıskandıran müthiş bir haber atlatmıştık.
Şimdi..
2026’ya girdiğimiz bu 31 Aralık’ta ise FLAP Magazin’in Rota sayfaları için derginin fotoğraf editörü Sebati Karakurt ile Bilbao’ya uçtuk.
Bu defa kuş yada martı yoktu, dört saat süren şahane bir uçuşla, bi 31 Aralık’ı da havada geçirdik.
Yalnızca 2 Ocak akşamı dönüşte yaşadığımız küçük bir kargaşa, apronda Sabiha Gökçen’e yolcuların “gidiş” yaptığı kapıdan girmemize neden oldu. Bir saati geçen uğraşı sonunda doğru kapıya yönelip pasaport kontrolünden geçebildik.
Hepinize şahane ve bol uçuşlu bir yıl olsun..




