YAZARLAR
EZİYETE HAZIR OLUN
23.03.2025
Malum, Avrupa ülkelerine girişler (her şeyiniz tamam olsa da) hep sıkıntılıdır.
Pasaport geçişinde açık olması gereken bankoların yarısı kapalıdır, açık olanlarda polisler bi size, bi pasaporta bön-bön bakar, yavaş çalışmak için ellerinden gelen her şeyi yaparlar.
Eğer herhangi bir AB ülkesinin pasaport kontrolünden 30 dakika içerisinde geçebilirsem, kendimi mükemmel hissederim ama emin olun 50’de bir filan olur bu.
Şimdi..
Tüm bu saçmalıklara bir yenisi daha eklendi..
Geride bıraktığımız bayram tatilinde bir dostum Milano’da okuyan kızını, eşiyle birlikte ziyaret etmek için bayramın birinci günü Sabiha Gökçen’den, Bergamo Havalimanı’na uçtular.
İnişte pilot yolculara güzel bir haber vererek 20 dakika erken geldiklerini söyler ve uçaktaki yolcuların zamandan kazandık sevinciyle yüzleri güler.
Fakat bir terslik vardır.
Kızları orada okuduğu için defalarca gittiklerinden, uçak indikten sonra taksi yolunda anlamsız bir şekilde beklediklerini fark ederler.
Bu arada yanlarından, kendilerinden sonra inen Air Arabia uçağının geçtiğini ve sonrasında tekrar taksiye devam ettiklerini fark ederler.
20 dakikalık erken iniş burada yerini arkalarından gelen başka uçağa bırakınca, kazanılan zaman daha uçaktan çıkmadan buhar olur.
Neyse, sonuçta pasaport kontrole geçerler. Fakat önceki deneyimlerine göre burada da bir terslik vardır.
Uçaktaki tüm Türk vatandaşları, tek tek sorularak ayrı bir giriş kuyruğuna alınırlar.
İşte her şey burada başlar..
Bir A320 tipi uçak dolusu yolcular hiç ilerlemeden bir saatten fazla oldukları yerde beklerler.
Bu arada arkalarından gelip önlerine geçen Air Arabia uçağının yolcularıysa sorgu sual olmadan, şakır şakır girişlerini yaparlar, bizimkilerse halen daha beklemektedir.
Sonunda ufak adımlarla ilerleme başlar..
Şimdiye kadar bir kez bile “sorgu” yaşamadan geçtikleri Milano-Bergamo’da “neden geldin, nerde kalıcan, dönüş bileti” gibi akıl dışı sorguların ardından, parmak izleri alınır ve biyometrik fotoğrafları çekilir.
Tüm bu işlemler, “inanması çok güç ama” dört saat sürer!
Bagaj bantlarına geldiklerindeyse, dört saat boyunca bantlar dönmeyeceği için bütün yolcuların valizlerinin bantlardan çıkarılarak, üst üste yığılmış haliyle karşılaşırlar.
E, artık nasıl bir valiz bulma kaosu yaşandığını siz düşünün.
Sonuçta 20 dakika erken indik derken, tam olarak 4 saat 16 dakika sonra havalimanından çıkmayı başarırlar.
Aslında tüm bu karmaşa 10 Nisan’dan itibaren uygulamaya alınacak, AB’nin yeni giriş-çıkış sistemi denilen EES ile başlaması bekleniyordu fakat belli ki tüm AB’de erkene almışlar.
Çünkü sosyal medyaya bakınca, bizimkilerin yaşadıklarının aynısını diğer tatilcilerin de farklı ülkelerde yaşadıkları görünüyor.
Yeni sisteme göre girişlerde fotoğraf ve parmak izi alınırken, Türk vatandaşları açısından süreç biraz daha karmaşık işliyor. Vize başvurusunda verilen biyometrik veriler yeterli sayılmıyor, Schengen’e girişte yeniden biyometrik kayıt yapılması gerekiyor. Ayrıca vize randevu ve belge yükü de değişmiyor.
Buraya kadar bu sevimsiz gelişmeye “kural” demekten başka bir şey kalmıyor kalmasına da, aynı gün Air Arabia’nın tüm yolcuları son derece rahat ve hızlı bir geçiş yaparken neden sadece Türk vatandaşlarına bu çile çektirildi, bunun cevabını da bizim dışişlerinin bulması gerekiyor.
Sonuç..
Sinirlerinize hakim olun ve AB’nin (bir-ikisi) hariç “sevimsiz” ülkelerine girişler için dört saati gözden çıkarın.
Olur da, sonrasında birde aktarma uçuşunuz varsa aman diyeyim planlarınızı ona göre yapın. Bu akıl dışı uygulama da o uçağı yakalamanız mümkün değil.
Dönüş yolunda, çıkışta da elinizi kolunuzu sallayarak geçemeyeceğinizi de hesaba katmayı unutmayın.
Hepinize iyi uçuşlar olsun..




