YAZARLAR
KAZALARIN GETİRDİKLERİ
09.03.2026
Türk havacılığında çok sevdiğim bir deyiş vardır. “HAVACILIKTA KURALLAR KANLA YAZILMIŞTIR” Buna benzer bir deyiş de ABD (NTSB) Ulusal Ulaştırma Emniyet Kurulunun duvarlarında asılıdır. “DEĞİŞİKLİK SADECE BİR ÖLÜMDEN SONRA GELİR (CHANGE ONLY COMES AFTER A DEATH)” (NTSB-National Transportation Safety Board- Ulusal Ulaştırma Emniyet Kurulu 1966 da ABD Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir kuruluş olarak kuruldu. 1974 de Kongre tarafından tarafsız araştırma yapabilmesi için bağımsız hale getirildi.)
1903 de başlayan havacılık günümüze kadar çok badireler atlatmış ve binlerce kişi kazalarda hayatını kaybetmiştir. Ancak bu kazalar sonunda hep bazı önlemler alınmış ve hatta bu kazaları önleyebilecek bir çok icat yapılmış ve hava araçlarının emniyetle uçması için büyük gayret sarf edilmiş ve hala edilmektedir.
1908 de cayrokompasın Alman H. Anschütz-Kaempfe tarafından (Lawrance Sperry’ nin babası Elmer Ambrose Sperry tarafından geliştirilmiş ve ABD de 1911 yılında kullanılmaya başlanmıştır.) 1912 de otopilotun Lawrence Sperry tarafından, Radyo altimetrenin 1924 de Lloyd Espenschied tarafından icat edilmesi ile sayısı önce dört, sonra altı olan temel uçuş aletleri desteklenmiştir.
Kazalardan sonra yapılan araştırmalar yeni üretim, uçuş, davranış ve emniyet standartları getirmiş ve hala bu çabalar devam etmektedir. Yani kazaların götürdükleri kadar getirdikleri de vardır. Yenilikler getiren kazalara bir göz atalım:
1931 “KNUTTE ROCKNE” KAZASI
Knutte Larsen Rockne Norveç asıllı bir Amerikan vatandaşıydı ve Amerikan futbolunda oyuncu ve koç olarak efsane olmuştu. Amerikan ve Norveç halkı tarafında aşırı sevilen biriydi. 31 Mart 1931 de Transcontinental&Western Airlines‘ a ait Fokker F-10 uçağı ile Kansas’tan Los Angeles’a giderken uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybetti. ABD ve Norveç‘ te yas ilan edildi. ABD başkanı kaza nedeninin araştırılmasını emretti. Yapılan araştırmalar sonunda Hava Ticaret Bürosu (Bu tarihte FAA ve NTSB daha kurulmamıştı) uçağın yapımında kullanılan lamine edilmiş kontraplak yapıştırıcılarının nemden dolayı evsafını kaybederek uçağın düşmesine neden olduğu sonucuna vardı. Hava Ticaret Bürosu tüm Fokker F-10 uçaklarının uçuşunu durdurdu ve yolcu uçuşlarında tamamen metalden yapılmış uçakların kullanılmasını zorunlu kıldı. Büro havayollarına denetimi artırdı ve sonucunda bir çok havayolu şirketi tamamen metal yapılı Boeing 247 kullanmaya başladı.
Fokker F-10 ve Boeing 247
Kazayı yazan gazete küpürü
1935 TWA 6
6 Mayıs 1935 de Los Angeles’ dan Kansas’a gitmekte olan TWA ya ait DC-2 uçağı yaklaşmadaki yoğun sis nedeniyle Kirksville’ye yöneldi. Fakat burada seyrüsefer sistemi bulunmadığından yakıtı azalan pilot siste alçaldı ve ve kanadı yere vurdu ve uçak parçalandı. Uçakta bulunan 13 kişiden beşi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden birisi senatör Bronson Cutting’di.
Bu olaydan sonra kongrede büyük tartışmalar yaşandı, komisyonlar kuruldu ve Hava Ticareti bürosuna büyük eleştiriler yapıldı. Hazırlanan rapor sonucu 1938 de yeni bir kanunla Sivil Havacılık Ajansı kuruldu.
İlk iki örnekte gördüğümüz gibi hayatını kaybedenler ünlü olunca alınan tedbirler daha çabuk ve güçlü oluyordu!
TWA ya ait DC-2 yolcu uçağı
1935 BOEING MODEL 299 KAZASI
İkinci dünya savaşı öncesi bombardıman uçağı arayışında olan ABD hava kuvvetleri üreticiler arasında bir rekabet başlattı. Boeing firması Model 299 ile yarışmaya dahil oldu. 30 Kasım 1935 te basın, askeriye ve diğer kuruluşların katılımı ile bir uçuş gösterisi hazırlandı. Ancak bu uçuş daha kalkışta uçağın düşmesiyle bir faciaya dönüştü. Boeing test pilotu kalkıştan önce kumandaları kilitleyen kolu açmayı unutmuştu. Bu kazadan sonra hava kuvvetleri pilotlar için kontrol listeleri hazırlanması emrini verdi ve böylece havacılıkta “CHECKLIST” kullanımı başladı.
BKZ:Checklist başlıklı yazım.
Boeing Model 299 düştükten hemen sonra
1937 HINDENBURG FACİASI
6 Mayıs 1937 de hidrojen dolu Alman zeplini ABD-New Jersey şehrinde yaklaşma esnasında yangına maruz kaldı ve 36 kişi hayatını kaybetti. Bu kazadan sonra Zeplinle seyahat devri kapandı. Yıllarca kaza nedeni olarak hidrojen görüldü ancak zeplinin dış yüzünü kaplayan boya hidrojenden daha yanıcıydı.
Hindenburgh yanarak düşüyor
1 Eylül 1939 – 2 Eylül 1945 tarihleri arasında yaşanan II. Dünya Savaşı öncesi ve süresince binlerce uçak üretildi. Bu sürede uçak üreticileri gerek dizayn gerekse üretim kabiliyet ve yeteneklerini sonuna kadar kullandılar. Amaç emniyet değil üretilecek uçak sayısı idi. Savaş sonu „Paperclip“ operasyonu ile Almanya‘ dan ikibine yakın bilim adamı devşiren ABD havacılık sektöründe bir numaraya oturdu.
İkinci Dünya savaşı sonrası hava durumu tahminleri için radar kullanılması için çalışmalar yürütülmeye başlandı. Bu çabalar Kuzey Amerika, Avrupa ve Rusya’ da dört koldan yürütülmekteydi. Önce yer radarları daha sonra da uçak hava radarları üzerinde çalışmalar yapıldı. İlk uçak radarı 1953 de çalıştırıldı ancak transiztor henüz icat edilmediği için lambalı olan bu sistemler göreceli olarak büyüktü.
1967 den itibaren tranzistörlü radarların yapılmasından sonra uçak hava radarları büyük gelişmeler kaydetti ve günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır.
1994 den itibaren de “Windshear”ı tespit edebilen sistemler ticari uçaklarda kullanılmaya başlandı.
1952 de Amerikalı pilot ve mühendis olan George W. Whelen Anti-Collision lambasını icat etti ve kendi uçağında test etti.
İlk hava radarını taşıyan uçaklardan birisi
1956 GRAND CANYON HAVADA ÇARPIŞMA
30 Haziran 1956 da United Airlines’a ait DC-7 uçağı; TWA ya ait Lockheed Constellation uçağı Grand Canyon üzerinde günlük güneşlik bir havada çarpıştı. Her iki uçakta bulunan 128 kişi hayatını kaybetti. Bu sayı ABD de yaşanan hava kazalarındaki en yüksek sayı idi. Bu tarihlerde IFR(aletle uçuş kuralları) pilot tarafından iptal edilerek VFR(görerek uçuş kuralları) uçuş yapılabilirdi. Her iki uçakta IFR ı iptal edip VFR uçmaktaydı.
Kazanın temsili resmi
Bu kazadan sonra kamuoyundan Kongreye büyük baskı geldi. Bunun üzerine Sivil Havacılık Otoritesi (Civil Aviation Authority) yerine Federal Havacılık İdaresi (Federal Aviation Administration- FAA) kuruldu. FAA’in ilk ve en güzel hareketi aviyonik şirketlerinden, havada çarpışmayı önleyecek bir sistem geliştirmelerini istemesiydi. Radar kaplaması ve hava trafik sistemlerinin iyileştirilmesi için bütçeden 500 milyon dolar para (Bugün için yaklaşık 6 milyar dolar) aktarıldı.
1960 TRANS AUSTRALIAN 538
1957 de, Avusturalya‘ lı bilim adamı David Ronald de Mey Warren ilk FDR (Flight Data Recorder – Uçuş bilgi kayıt Cihazı) icat etti.
David Warren ve ilk ürettiği FDR prototipi
Bu icattan üç yıl sonra Avustralya elim bir kaza yaşadı. Trans Avustralya havayollarına ait 538 sefer sayılı F-27 uçağı Mackay havalimanına yaklaştığında sisle karşılaşınca deniz üzerinde görüşün açılmasını bekleyeceklerini deklere etti. Daha sonra uçakla temas kurulamadı. Ertesi günü uçağın denize düştüğü saptandı ve çoğu öğrenci olan 29 kişi hayatını kaybetti.
Bu kazadan sonra Avustralya Sivil Havacılık Otoritesi F-27 ve daha ağır ticari uçaklarda FDR ve CVR kullanımını mecbur kıldı ve Avustralya bu sistemi kullanan ilk ülke oldu. 1967 den sonra diğer dünya ülkeleri tarafında kullanılmaya başlandı.
F-27 enkazı denizden çıkarılıyor
1963 ANKARA, ULUS FACİASI
Middle East Havayollarına ait Beyrut-Lefkoşa-Ankara seferi yapan 265 sefer sayılı Vickers Viscount 745 D tipi uçağı Esenboğa havalimanına yaklaşırken; Hava Kuvvetlerimize ait C-47 nakliye uçağı ile şehrin üzerinde çarpıştı. Uçaklar Ulus meydanına düştü ve onlarca kişinin ölmesine neden oldu.
Olayı bildiren gazete küpürü
Olayda uçaklarda bulunan 18 kişi ve yerde 102 kişi hayatını kaybetti. Kaza sonrasında sivil ve askeri hava trafik kontrolörlerinin koordinasyonu artırıldı, uçuş güvenliği uygulamaları sıkılaştırıldı. Radar modernizasyonu için ek bütçe talep edildi!
Olayın yaşandığı an
1970 DAWSON’S FIELD TOPLU UÇAK KAÇIRMA OLAYI
6 Eylül 1970 de Filistin Kurtuluş Örgütü üyesi olan hava korsanları aynı anda Amsterdam, Zürih ve Frankfurt’tan kalkan TWA (B-707), Swissair (DC-8) ve El-Al havayollarına (B-707) ait üç uçağı kaçırdılar. TWA ve Swissair’e ait uçaklar Ürdün’de eski İngiliz üssü olan Dawson’s Field’taki piste indirildi. El-Al uçağını kaçıran iki korsandan birisi uçakta bulunan uçuş polisi tarafından öldürüldü. İkinci terörist Filistin Kurtuluş Örgütünün kadın üyesi Leyla Halid esir alındı. El-Al uçağı Londra’ ya indi ve Leyla Halid İngiliz polisine teslim edildi. Aslında bu uçuşa dört korsan planlanmıştı ancak ikisi pasaport problemi nedeniyle bu uçağa binememişlerdi. Bu iki korsan aynı gün Pan Am’ a (B-747) bindiler ve uçağı kaçırdılar. İlk amaçları Dawson’s Field’a gitmekti ancak pist yeterli uzunlukta olmadığı için Beyrut’a inip yakıt ikmali yapıldıktan sonra Kahire’ye indiler. 9 Eylül de aynı örgüt üyeleri Leyla Halid’in serbest bırakılması için Bahreyn’ den kalkan BOAC’a ait VC-10 uçağını kaçırıp Dawson’s Field’ a indirdiler.
Uçakların patlatılış anı
Pazarlıklar sürerken korsanlar uçakları bombayla havaya uçurdular. Sonuçta korsanların çoğu öldürüldü. Teröristlerin tamamı transit yolcu olarak uçaklara kabul edilmişti. Bu toplu uçak kaçırma olayından sonra x-ray, yolcu profili taraması gibi önlemler alındı. Tabii ki bunlar yeterli değildi. Özellikle ABD iç hat terminalleri yol geçen hanı gibiydi. Bu olaydan ders almayan ABD otuz yıl sonra, 11 Eylül 2001 de büyük faciayı yaşadı.
1974 THY 981
Türk Hava Yolları‘nın (THY) 3 Mart 1974 tarihinde TK 981 sefer sayılı DC-10 la yapılan Londra uçuşu Paris’in kuzeyinde faciayla sonuçlandı. 346 kişi hayatını kaybetti. Üretici firma, ABD ve kurumları kazayı pilotaj hatası ve/veya teknik hata olarak göstermek için çok uğraştı. Bu bir karalama kampanyası idi ve bazı türk gazeteciler de bu karalamaya katıldı. Bunlardan birisi „Türkiye bir uçak kazasında 360 kişiyi öldüren tek ülke oldu“ diye yazmıştı. Ancak yapılan bağımsız araştırmalar sonunda kargo kapısının düşük basınç nedeniyle patladığı anlaşıldı. Bu tip uçakların tümü kontrol için yere indirildi. Bu olaydan sonra finansal krize giren üretici firma Douglas battı.
Olayı manşetten veren gazete küpürü
1977 TENERİFE FACİASI
27 Mart 1977 de Kanarya adalarının Tenerife havalimanında sisli bir havada pilotlar ve kule görevlisi arasındaki iletişim bozukluğundan dolayı Pan Am ve KLM şirketlerine ait iki B-747 uçağı pist içinde kafa kafaya çarpıştı. Kazada 583 kişi hayatını kaybetti, 61 kişi hayatta kaldı. Bu havacılıkta yaşanan en ölümlü kazaydı. Kazaya bir hatalar zinciri sebep olmuştu. Bu kazadan sonra hava trafiğinde kullanılan terminolojinin (phraseology) yeniden düzenlenmesine neden oldu. Ekip Kaynak Yönetiminin (Crew Resource Management – CRM) temelleri atıldı.
NOT: Havacılıkta yıllardır ana dili İngilizce olan personel tarafından, uluslar arası dokümanlarda yazan terminolojinin iyi kullanılmadığı şahsi kanaatimdir. Havacılık terminolojisi Fransızca ile başlamış ve kısa süre sonra İngilizceye dönülmüştür.
Tenerife’de iki B-747 çarpışıyor
DEVAM EDECEK!
SEVGİYLE KALIN!



























